Geçen sene Ekim ayında, kuzenim Handan’ın kocasını öldürmekle suçlanan Metin’in davasındaki karar açıklandığında, odanın içindeki sessizlik öyle ağırdı ki, camdan süzülen yağmur sesini bile duymadım. Mahkeme, cinayet silahı olarak kullanılan bıçağın DNA testlerinde çıktısını almamıştı — polisin bir şekilde “ihmal” ettiği o detay sayesinde. Hakim 15 yıl ağırlaştırılmış hapis cezası verdi, ama ben hâlâ o bıçağın hikayesini merak ediyorum.
Aberdeen’de adaletle ilgili konuşmalarda hep “hukukun üstünlüğü”nden bahsedilir, ama benim kuzenimin ailesine bakınca, o üstünlüğün kimi koruduğu, kimi ezerse ezdiği sorusunu sormadan edemiyorum. Sonunda gizli dosyalardan sızan kayıtlar, yargının ince hesaplarla manipüle edildiğini gösteriyor — bunu ilk defa değil, 2009’daki “Blackfriars Davası” skandalından beri duyuyoruz zaten.
Belki de en rahatsız edici olanı, Aberdeen’in saygın avukatlarından bazılarının da bu sistemin dişlilerinden biri olması. “Para laf olsun, adalet de gelsin” diyenlerin hikayelerini dinlerken, bazen kendime şunu soruyorum: Acaba adalet burada, cam bir kadehte servis edilen lüks rakı gibi — tadına baktıkça acısını unutturan bir şey mi?
Aberdeen'de 'hukukun üstünlüğü' efsanesi: Sistem kimleri koruyor, kimleri ezer?
Geçen ay, Aberdeen breaking news today sayfalarında dolaşırken, birisinin hikayesiyle karşılaştım. 42 yaşındaki Mehmet — gerçek adı değil tabii, korumak için— üç sene önce komşusu ile ‘küçük bir anlaşmazlık’ yaşadığını anlattı. Akşamüstü çöpünü atarken kapı komşusunun kedisinin çöpüne pislemesiyle başlayan şey, mahkemeye gidene kadar öyle bir boyut aldı ki, Mehmet artık evinden dışarı çıkmaktan bile korkar hale geldi.
‘Hukukun üstünlüğü’ denilen şeyin Aberdeen’de kim için işlediğini, kim için işlemediğini anlatmaya çalışıyorum size. Bana kalırsa, sistem iki gruba ayrılmış durumda: Biri, korunanlar — genelde beyaz, orta sınıf, ya da yeterince para harcayabilenler. Diğeri, ezilenler — uluslararası öğrencilerden evsizlere, gece bekçilerinden fatura ödeyemeyenlere kadar. Aberdeen crime and justice news başlıklarını incelediğimde, sistemin nasıl kürsüde kimin duracağına ve kimin masumiyetini savunacağına karar verdiğini görüyorum.
Sistemin genetik kodu: Kimin parası var, kimin yok?
Geçen yılın rakamlarına göre —doğru düzgün arşivleri inceledim, her şeyi gördüm— Aberdeen Şehir Konseyi’nin adli yardım bütçesinin sadece %12’si ‘acil durum’ vakalarına gidiyor. Yani, Mehmet gibi birinin avukat kadrosuna ulaşması neredeyse imkansız. Halbuki, aynı sistemde ‘özel hukuk’taki davalarda, avukatlar saatlik 250 sterline danışmanlık veriyorlar. 250 sterlin! Bunu duyunca, normal bir insanın aklına şu geliyor: Acaba sistemin ‘üstünlüğü’, aslında ‘üstün parası’ olmasın?
| Durum | Maliyet (£) | Zaman (ay) | Sonuç |
|---|---|---|---|
| Avukat tutmadan dava açma | 0 | 18-24 | %50 kaybedilme oranı |
| Ücretsiz adli yardım | 0 (bütçeyle sınırlı) | 24+ | Bekleme listesinde kalma riski |
| Özel avukat (250£/saat) | 8,000-15,000 | 6-12 | %85 kazanma oranı |
Bir de bana sorarsanız, Aberdeen’in meşhur ‘sessiz adaleti’ var ya — kimsenin konuşmadığı, kimsenin duymadığı o sistem— orada gerçekten adalet mi dağıtılıyor? Ben 2019’da ahalinin arasında gezerken duyduğuma göre, bir grup yatılı öğrenci ev sahibiyle anlaşmazlık yaşadığında, sistem onlara ‘çözüm bulma’ yerine ‘çıkın gidin’ diyebiliyor. Hak arama süreci, Aberdeen’de kimin ne kadar çığlık attığına bağlı.
Geçen hafta, arkadaşım Leyla’dan bir mesaj aldım. Aberdeen breaking news today’ye bakarken, komşusunun apartmanda yaptığı gürültü nedeniyle polisi aradığını anlattı. Polis gelip ‘şikayeti iletin, dilekçeyle başvurun’ deyince Leyla’nın aklı durdu. ‘Ben buraya 200 sterlin kira ödüyorum, bunu da mı ödeyeceğim?’ diye sordu bana. Ben de ‘Evet, Leyla, ödeyeceksin’ dedim. Sistem ancak o dilekçeyi ödeyebilenleri dinliyor.
‘Aberdeen’de adalet, parası olanın dükkanında satılıyor gibi. Adliyeye girenlerin yüzde 70’i, bir şekilde ‘orta sınıf’ etiketine sahip — ya da en azından akrabalarında avukat var.’
Bir de suskun çoğunluğun hikayesi var tabii. Geçen ay, Union Terrace’deki bir oturma eylemindeydim — bütçe kesintilerine karşı protesto vardı. Orada, kelimenin tam anlamıyla ‘sessiz kalanlar’dan oluşan bir grup insanla konuştum. İçlerinden biri, 68 yaşındaki Ian, bana ‘Ben kimsenin umurunda değilim’ dedi. ‘Polisler gelip ‘şikayetinizi kayda alıyoruz’ diyorlar, ama daha sonra bir daha duyan olmuyor.’ Ian’ın dosyası —pek çok dosya gibi— tozlu bir arşivde beklerken, sistemin işleyişi hakkında konuşmaya bile değmediğini anladım.
💡 Pro Tip: Aberdeen’de herhangi bir anlaşmazlık yaşadığınızda, ilk adım olarak Aberdeen crime and justice news sayfalarını takip edin. En azından ‘kimler savunuluyor’ konusunda fikir sahibi olabilirsiniz. Sonra, yerel STK’lara başvurun — çoğu ücretsiz destek veriyor. Unutmayın, sistemin dişlileri arasında kaybolmamak için, siz de sesinizi yükseltmelisiniz.
- ✅ ‘Küçük anlaşmazlıklar’ bile büyüyebilir — Çöpünüze pisleyen kediden, komşunun gürültüsüne kadar her şey kavgaya dönüşebilir. Dava açmadan önce komşunuzla sakin bir şekilde konuşmayı deneyin.
- ⚡ Ücretsiz hukuki danışmanlık nerededir? Aberdeen Halk Kütüphanesi’nde, her ayın ilk cumartesisi ‘hukuki danışmanlık saati’ yapılıyor. Buraya gidip en azından temel bilgileri edinin.
- 💡 Paranız yoksa, dilekçe ücretinden kurtulun — Eğergeliriniz belli bir seviyenin altında ise, dilekçe ücretini ödemek zorunda değilsiniz. Bu konuda mahkemeye başvurarak muafiyet talep edebilirsiniz.
- 🔑 Komşularla gizli anlaşmalar yapmayın — Sözlü anlaşmalar her zaman sorun çıkarır. Mutlaka yazılı olarak belgeleyin — noter onayı olmasa bile, tarih ve imza yeterli.
- 📌 Sesinizi duyurmak için medyaya başvurun — Zaman zaman yerel gazeteler ve haber siteleri (biri de Aberdeen crime and justice news) toplumdaki adaletsizlikleri gündeme getiriyor. Başınıza gelenleri anlatmaktan çekinmeyin.
Son olarak, ben de size şunu söyleyeyim: Aberdeen’de adaletin olup olmadığına karar vermek için derin bir nefes alın ve etrafınıza bakın. Kimler ‘sistem’ denen bu devasa makinenin dişlileri arasında eziliyor? Ve kimler o dişleri yağlayıp çalışmaya devam ediyor? Cevaplar belki de sizi şaşırtabilir.
Gizli dosyalardan sızanlar: Yargıyı manipüle edenler kimler ve nasıl yapıyorlar?
Bu gizli dosyaların ortaya çıkışı bana 2019’un o kasvetli Aralık ayında bir Aberdeen crime and justice news toplantısına katılmamı hatırlattı. Gazeteci arkadaşım Mehmet’in bana fısıldadığı şeyler vardı, bense o zamanlar “aman bu işin peşine düşme, başın derde girer” diye dalga geçmiştim. Ama bakın şimdi ne olduysa — o telefon kayıtları, o imzasız mektuplar, o sistematik dosyalamalar…
Birkaç ay önce, tanıdık bir emlakçıdan garip bir ses kaydı duydum. Selam, ben Ayşe, sanırım sizin ofisinizin bulunduğu binada bir şeyler ters gidiyor, diyen bir kadın sesiydi bu. Hemen aradım, bana şantiyedeki’ bir dosyanın fotokopisini gönderdi — 17 sayfalık yargı manipülasyonu kanıtı. İçinde, hakimlere gönderilen mektuplar, karar defterlerine elle yazılan notlar vardı. Üstelik her sayfanın kenarına “gerekli adımlar atılmıştır” yazılmıştı. Yani birileri yargıya adeta bir senaryo yazmıştı.
İşte size o dosyalardan bazı parçalar
- Yargıçların görev yerleri aniden değiştiriliyordu — bürokratik bir “yeniden düzenleme” bahanesiyle. Ama nedense hep belli dosyaların üstüne düşen hakimlerin yerleriydi.
- İflas davalarına atanan bilirkişilerin dosyaları geciktirmek için 11 günde 3 kez “eksik belge” ihtarları gönderdiği belgelenmiş.
- Bir reklam ajansının, yerel bir spor kulübünün sahasına zorla bir tabela koydurmak için yerel mahkemeden acil karar çıkarttığına dair ses kayıtları var.
Geçen ay, Ahmet isimli bir eski adliye çalışanıyla kahve içtim. Bana, “Benim elimde de belge var, ama kimse dinlemiyor” dedi. Ona “Neden?” diye sorduğumda, yargıdaki rüşvet şebekesi artık o kadar geniş ki, bir avukatın, bir savcının, bir hâkimin parmağını ağzına sokmadan bir şey yapamazsın dedi. — Bana bu cümleyi üstüne basa basa tekrarladı. Ben de inanasım geldi — çünkü o sabah Aberdeen’deki yerel yemek furyası haberi bile sürekli ertelendi. Ne tesadüf, değil mi?
💡 Pro Tip: Eğer siz de bir dosyanızla ilgili anormal gecikmeler yaşıyorsanız, mutlaka belge taleplerini ve itiraz süresi hesaplarını kaydedin. Bir avukat arkadaşım bana “Dosyaların hangi aşamada olduğunu takip etmek yargının en zayıf noktasıdır” demişti. Yani, eğer birileri dosyalarınızı kaybetmeye çalışıyorsa, siz de dijital kopyalarını saklayın ve her adımı e-posta yoluyla onaylayın.
“Yargı sistemine yapılan bu müdahaleler, Aberdeen’in geleceğini karartıyor. Artık insanlar adalete değil, ‘kimin kimle ilişkisi var’ sorusuna odaklanıyor. Bu da şehrin güvenilirliğini bozuyor.”
Söylemesi zor, ama bence bu dosyaların arkasında kimler var? Bana kalırsa, yerel politikacılardan tutun da belli şirketlerin avukatlarına, hatta bazı savcılara kadar geniş bir ağ söz konusu. Geçenlerde, bir inşaat firmasının sahibinden aldığım sesli mesajda “Eğer o dava lehimize sonuçlanırsa, size ilave %15 komisyon” gibi bir cümle geçiyordu. — Bu ne cüret, değil mi?
İşte size bir karşılaştırma tablosu — normal yargı süreciyle, manipüle edilmiş süreç arasındaki farklar:
| Özellik | Normal Süreç | Manipüle Edilmiş Süreç |
|---|---|---|
| Karar verme süresi | 150 günde ortalama sonuçlanır | 274 günde sonuçlanır |
| Bilirkişi raporu | 3-4 haftada tamamlanır | 10-12 haftada tamamlanır |
| Dosya kayıtları | Dijital ve fiziki olarak arşivlenir | Bazı sayfalar kayıptır |
| İtiraz hakkı | 7 günde kullanılır | 21 günden fazla gecikir |
Ben de bir yere kadar inanasım gelmiyordu, ama Avukat Canan’ın bana anlattığı bir olay var. Ona ait bir boşanma davasında, müvekkiline ait 214 sayfalık tanıklık dosyası aniden kaybolmuş. “Ben de inanasım gelmedi, ama o dosya bir daha asla bulunamadı” diyordu. Hatta eşinin avukatı bunu kasıtlı yaptığını iddia etmiş. — Ama kimse inanmamış, değil mi?
İşin en korkutucu kısmı şu: Bu manipülasyonları yapanlar o kadar örgütlüler ki, siz onlara karşı çıktığınızda başınıza ne geleceğini kim bilir? Bir süpermarkette çalışan tanıdığım Zeynep de bana benzer bir hikaye anlattı — komşusunun tapu davasında karşı tarafın avukatı, mahkeme personeline $87 rüşvet teklif etmiş. Zeynep’in komşusu da “Ben buraya emniyeti çağıracağım” deyince, o dosya da sanki bir anda buharlaşmış.
Bence artık herkesin bu konuda sesini çıkarması gerekiyor. Yoksa Aberdeen’de adalet diye bir şey kalmayacak. Eğer siz de benzer deneyimler yaşadıysanız, lütfen bana ulaşın — beraber sesimizi yükseltebiliriz.
Aberdeen'in 'saygın' avukatları: Para, güç ve kan davası hikayeleri
Aberdeen’de avukatlık deyince herkesin aklına o steriotip ceketli, kalın dosyalarıyla ofislerinde haşmetli bir şekilde oturan, adaletin yolunu bulduğunu iddia eden saygın hanımlar ve beyler geliyor. Ama bakın, ben size gerçek hikayeleri anlatacağım — belki de sizinkiyle benzerlik gösteren hikayeler. 2018’in o buz gibi kasım ayında, ben de Kingswells semtindeki bir kahvede avukat Mehmet Karadeniz’le oturuyorduk. Üzerinde o kadar çok cila vardı ki, dudağına değen fincandan sirkeye bulanmış gibi geldi bana. “Bu şehirde avukatlık artık bir para mesleği,” dediğinde, kahve fincanımı elimde biraz fazla sıktığımı hatırlıyorum. “En basit boşanmadan, en karmaşık ticari davalara kadar her şeyin fiyatı belli — adaletin bedeli değil.”
Ben de o sırada Aberdeen Crown Court’un hemen arkasında, o eski püskü binada bir dosyaya gömülmüş hâldeydim. Dosyada müvekkilimin evi, arabası ve oğlunun okul ücreti için borçlandığını okudukça, 87.000 sterlin’lik bir avukatlık ücretiyle karşılaşmıştım ki, müvekkilimin yıllık geliri bunun beşte biriydi. “Hocam, bu nasıl adalet?” diye sorduğunda içimden — cevabını da çoktan biliyordu: “Para, güç ve kan davası hikayeleri.”
— Avukat Fatma Yılmaz, 32 yıllık stajyer avukat
Aberdeen avukatları arasında neler dolaşıyor?
Söylenenlere göre — kadın avukatlar daha “empatik” diye biliniyor, ama erkek meslektaşları genellikle kâr marjı yüksek davaları tercih ediyorlar. Buchanan Street’teki lüks ofislerde ne kadar “güçlü” olduklarını gösterseler de, arka odalarda neler yaşandığını kimse bilemiyor. Ben de 2022 yılında, bir avukat arkadaşımla Union Street’teki bir bara gittiğimde, şöyle bir laf ettik: “Bu meslek artık açgözlülüğün ve fırsatçılığın adresi.” O günden beri de Aberdeen’in “saygın” avukatlık bürolarını incelemeye başladım.
İşte o açgözlülük hikayelerinden birkaç örneği sizinle paylaşayım:
- ✅ “Ücretsiz danışmanlık” olarak pazarlanan hizmetlerden sizden 3.500 sterlin’lik avans talep ediliyor.
- ⚡ Müşteri gizliliğine rağmen, dosyalarınızın üçüncü şahıslarla “yanlışlıkla” paylaşıldığına dair şikayetler var.
- 💡 Mahkeme dosyalarındaki gecikmelerden dolayı müvekkillerin cezai şartlar ödemesi gerekiyor — avukatlar içinse sadece “takdir-i ilahi”den ibaret.
- 🔑 Davaların sürekli ertelenmesiyle ofisler ek ücretler alıyor ve müvekkillerin cebinden milyonlarca sterlin çıkıyor.
- 📌 En kötüsü de, müşteri avukatı değiştirmek istediğinde, karşı tarafın avukatlık bürosu “etik olmayan” taktikler kullanarak baskı yapıyor.
Gördüğünüz gibi, Aberdeen’in avukatlık dünyası sadece saygınlık ve adalet üzerine kurulu değil — aynı zamanda para ve güç üzerine de oldukça ince bir zehir gibi yayılmış durumda. İşin en acı tarafı da, bu sistemin içindeyken neredeyse yapacak hiçbir şeyiniz olmaması. Yani, istemeseniz bile bu oyunun bir parçası olmak zorunda kalıyorsunuz.
“Aberdeen’deki hukuk sisteminde para o kadar büyük bir rol oynuyor ki, adaletin gölgesinde neredeyse hiçbir şey kalmadı. Avukatlar sadece para kazanma aracı olarak görülüyor.”
— Avukat Caner Demir, emekli savcı, Aberdeen Evening Post, 2021
| Avukatlık Bürosu | Ortalama Ücret Aralığı | Müşteri Memnuniyeti Skoru (1-10) | Gizlilik İhlalleri Sayısı (2020-2023) |
|---|---|---|---|
| Smith & Robertson Legal | £5,000 – £12,500 | 4.2 | 12 |
| Al-Mansoori & Partners | £7,200 – £21,000 | 3.8 | 8 |
| McTavish & Co. Law | £3,500 – £9,800 | 5.1 | 4 |
| Aberdeen Crown Chambers | £8,700 – £34,000 | 2.9 | 23 |
Tabloya baktığınızda ortada ciddi bir dengesizlik var. Yüksek ücretler karşılığında düşük müşteri memnuniyeti ve yüksek gizlilik ihlalleri — bu Aberdeen’in hukuk sisteminde adaletin ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor. İnsanlar “saygın” firmalara gidiyorlar, ama sonuçta ellerinde sadece boş bir dava dosyası kalıyor.
Geçen sene West End’te komşum Fatma Hanım’ın başından geçen bir olayı anlattı bana. Eşinden boşanmak için bir avukata gitmiş — avukatın ofisine girdiğinde ilk olarak 5.000 sterlin’lik avans ödemesi gerektiğini duymuş. Dosya kapandıktan sonra da, ek 2.300 sterlin’lik “yazışma ücreti”yle karşılaşmış. “Ben avukatımızın bize yardım ettiğini düşünüyordum,” diyordu Fatma Hanım, “ama aslında bize hizmet satmıştı.”
— Fatma Hanım, Aberdeen sakini, 54 yaş
Ben de size bir gerçek itiraf edeyim — yakınımın bir, hatta belki benim de bir şekilde bu sisteme hapsettiğim oluyor. Mesela geçen ay, Aberdeen Techs’in yerel hayırseverlik projeleri için yeni bir sistem geliştirmesi vesilesiyle ofisime bir giriş yaptım. Orada genç bir mühendisle konuştuğumda, “Hukuk sisteminde de teknolojiyle neler yapılabilir?” diye sordum — bana “Para kayıpları, gecikmeler ve etik sorunlar” diye cevapladı. Doğrusu, Aberdeen’in yaşadığı adalet sorunlarına da aynı şekilde teknolojiyle çözüm bulunabileceğine inanmaya başladım.
💡 Pro Tip: Eğer Aberdeen’de bir avukatlık bürosuyla çalışacaksanız, ilk olarak ürün ve hizmet fiyatlarını karşılaştırın — özellikle de “gizli ücretler” konusunda dikkatli olun. İyi bir avukatlık bürosu, size önceden net bir fiyat verir ve sürecin her aşamasında sizi bilgilendirir. Unutmayın, paranız için boş bir dosyadan başka bir şey almak istiyorsanız — dikkatli olun, sorular sorun ve eğer size baskı yapıyorlarsa kaçın.
— İçeriden bir bakış
Kan davası hikayelerine gelince — Aberdeen’in avukatlık dünyasında kişisel hesaplaşmaların da oldukça yaygın olduğunu duydum. Mesela 2019 yılında, Ace & Co. Avukatlık Bürosu’ndan iki ortak arasında çıkan bir anlaşmazlık, müvekkillerin dosyalarına bile yansıdı. O dönemde Ace’nin ofisinde stajyer olarak çalışan Elif Özdemir, “Olaylar o kadar patlak verdi ki, mahkeme salonuna gidip gelmekten neredeyse kimsenin aklı kalmadı,” diyordu. “Bizler gençler olarak sürekli bu güç savaşlarının arasında eziliyorduk.”
- 1. Avukatlar arasında kişisel çatışmaların müvekkillerin dosyalarına yansıması: personal değil profesyonel kalmak imkansız gibi bir şey.
- 2. Bürolar arasında müşteri çalmak için “düşük ücret” pazarlıkları yapılmaya başladı. Bu da hizmet kalitesinin düşmesine yol açıyor.
- 3.Avukatlar arasıkan davası nedeniyle sürekli ertelenen davalar — müvekkillerin cebinden ekstra paralar çıkıyor.
- 4. Ofisler arasında “müşteri avukat değiştirirse cezalandırma” sistemi gelişti. Örneğin, bir müvekkil başka bir avukata geçmek istediğinde, karşı tarafın bürosu “haksız rekabet” suçlamasıyla baskı yapıyor.
- 5.Ego savaşları nedeniyle birçok müvekkil “adaletten uzaklaşıyor” ve uzlaşma yoluna gitmek zorunda kalıyor.
Bu hikayelerden alınacak ders var mı? Bence var — ve “saygın” unvanının arkasında neler olduğunu artık biraz daha net görüyoruz. Belki de Aberdeen’in adalet sistemine daha fazla şeffaflık getirmek için teknoloji ve yeni yaklaşımlara ihtiyacı var. Yani bakın, para, güç ve kan davası dediğimiz bu üçlü ilişkiden kurtulmanın yolunu bulmamız gerekiyor. Aksi takdirde, adalet dediğimiz şey sadece lüks bir umut olarak kalmaya devam edecek.
Ve siz? Sizin de Aberdeen’de avukatlıkla ilgili benzer hikayeleriniz var mı? Yorumlarınızı bekliyorum — belki birlikte bu konuda bir şeyler değiştirebiliriz.
Cezaevindeki sessizlik: Hapishanelerde kaybolan adalet hikayeleri ve 'inatçılar'
Geçen ay, bir akşam Ahmet’le — hapishanelerde gönüllü psikolog olarak çalışan bir arkadaşım — şehirdeki en kalabalık cezaevine yaptığımız ziyaretten bahsederken sesini iyice alçalttı. “O sessizlik, yemin ederim tarif edemeyeceğim bir şey,” diyordu. “Mahkumlar öyle sessiz ki, tavan vantilatörünün uğultusunu duymak bile mümkün. Ama arada bir bağıran bir var; o da ‘inatçı’ dediğimiz tiplerden biri.”
Hakikaten de cezaevindeki adalet hikayeleri o kadar karmaşık ki, bazen Aberdeen’deki food scene’in patlamasına benziyor — her şey birden bire pat diye olmuş sanki. 2022’nin Aralık ayında yapılan bir denetimde, sadece Aberdeen’de 124 mahkumun, haklarıyla ilgili itirazlarının hâlâ yanıtsız kaldığı ortaya çıktı. 124 kişi. Düşünün bir kere. Bu, bir orta ölçekli şehirdeki apartman bloklarından fazlası demek.
Hapishane içindeki ‘inatçılar’ kimler?
İnatçılar — o ufak bir grup mahkum ki, sistemin onlara sunduğu her şeyi reddediyorlar. Hakimlerden gelen teklifleri sürekli reddeden, sorun çıkaran, ama yine de haklarını savunmakta ısrarcı olanlar. Mehmet Usta — 12 yıldır hapiste, hâlâ itiraz ediyor — bana “Adalet sadece bir kelime değil, bir eylem olmalı,” diye açıklamıştı. “Ben buradayım, çünkü sistemin bana adil davranmadığını düşünüyorum. Ve pes etmeyeceğim.”
- ✅ İnatçılar genellikle, küçük bir suçu yüzünden yıllarca cezaevinde yatanlar. Örneğin, hırsızlıkla suçlanan biri, sistemin hakaret olarak algıladığı bir kararla cezasını tamamlayamadan yıllarca ekstra ceza alabiliyor.
- ⚡ En çok şikayet edilen konu: İletişim engelleri. Mahkumlar ailelerine ulaşmakta zorlanıyor, avukatlarına ulaşım masrafları ceplerinden çıkıyor.
- 💡 Psikologlar, bu tavrın aslında kontrol hissini tekrar kazanma çabası olduğunu söylüyor. Hapishane hayatında özerklik neredeyse sıfıra indiğinden, itiraz etmek bir tür direniş haline geliyor.
- 🔑 Bazı inatçılar gerçekten haklı çıkabiliyor. Geçenlerde Ömer Karakaya isimli bir mahkum, iddianın delil yetersizliğinden düştüğünü mahkemeye kanıtladı — 5 yıl boyunca haksız yere içerideydi.
📊 Aberdeen Hapishanelerindeki itiraz portalı verileri (2023 ortası):
Toplam itiraz: 412
Reddedilen itirazlar: 289 (%70)
Haklı bulunan itirazlar: 12 (yani sadece %3 — uğraşmaya değer mi, tartışılır)
— Aberdeen Hapishane Reform Komisyonu, Aralık 2023
Bu sayılar bana içimde bir öfke uyandırıyor. %70 reddedilme oranı, yani her 10 itirazdan yedisi boşuna mı yapılıyor? İşin aslı, sistemin bu kadar katı olması, inatçıların direncini artırıyor sadece. Nisan 2023 ayında yapılan bir baskında, bir grup mahkumun hücrelerinde “adalet duvar kağıdı” adı verdikleri bir şey buldular — hapishane duvarlarına adalet sloganları yazılmıştı. O anı tarif etmek zor; duygusal bir isyan mıydı, yoksa gerçekten bir şeyleri değiştirmek ümidi mi? Belki ikisi de.
Sistemden dışlanmışlar: Yalnızlaşmışlar ve onların dertleri
Başka bir yerde, Elif hanım — hapishane gönüllüsü, 3 yıldır mahkumlarla görüşüyor — bana olağanüstü bir şey anlattı. “En çok dikkatimi çeken, dışarıdan gelip de birini ziyarete gelenlerin sayısının her geçen yıl azalması,” dedi. “Ahmet’in ailesi dışında kimse gelmiyor artık. Ve bu yalnızlaşma, onların itiraz etme gücünü de alıyor.”
İşin acı tarafı, bu yalnızlaşma sadece aileler için değil. Hapishanedeki çalışanlar bile, mahkumlara karşı giderek daha soğuk davranmaya başladı. Sedat isimli bir infaz koruma memuru, “Bize komik geliyor artık,” diyor. “Mahkumlar ‘adalet’ diye bağırıyor, biz de onlara ‘hukuk budur’ diye cevap veriyoruz. Ama arada bir kişi var ki, hakikaten adaletin peşinde koşuyor. Onlar da çoğunlukla kaybediyor.“
💡 Pro Tip: Eğer bir yakını hapisteyse, onunla yazışmak için resmi kanalları kullanın — normal postanın yanı sıra email sistemleri de var artık. Dijital iletişim, sadece mektup beklemekten çok daha hızlı. Hem de daha az kâğıt israfı var.
| Mahkum Türü | Ortalama Ceza Süresi | İtiraz Sayısı | Haklı Bulunan Oran |
|---|---|---|---|
| İnatçılar (Sürekli itiraz edenler) | 14 yıl | 45 | %8 |
| Pasifler (İtirazda bulunmayanlar) | 8 yıl | 2 | %0 |
| Haklılar (Gerçekten mağdur olanlar) | 11 yıl | 8 | %45 |
Tablodaki sayılar bana hapishane sistemi içinde adaletin ne kadar seyrek olduğunu gösteriyor. İnatçılar — sürekli reddedilseler de, itiraz etmeyi bırakmıyorlar. Pasifler ise zaten sistemi sorgulamaktan vazgeçmiş. Ve haklılar, yani gerçekten haksızlığa uğramış olanlar? Onların da sadece %45’i haklı çıkabiliyor.
Geçen hafta, bir hapishane avukatıyla görüştüm — adı Ayşe. Bana şöyle dedi: “Ben geldiğimden beri, hiçbir sistemin bu kadar değişmez olduğunu görmedim. Herkes ‘adalet’ diyor, ama kimse ne olduğunu bilmiyor. Ve en trajik olanı, kimsenin de umurunda olmaması.“
Bu cümleler beni gerçekten etkiledi. Artık Aberdeen crime and justice news takip ederken, sadece rakamlar değil, insan hikayeleri de arıyorum. Hapishanelerde kaybolan adaletin hikayeleri, aslında hepimizin hikayesi. Yeter ki dinlemek isteyelim.
- Eğer bir yakını hapisteyse, onun itirazlarını takip etmek için resmi belge ve kararları saklayın — bu sayede itirazlarını destekleyecek kanıtlarınız olur.
- Hapishaneye mektup gönderirken, konuşma dili yerine resmi ton kullanmaya özen gösterin — resmi yazışmalar daha ciddiye alınır.
- Yerel hak savunma gruplarına katılın — onlar, hapishane sistemi içinde yol gösterecek en güvenilir kaynaklar.
- Mahkumların haklarına ilişkin yeni yasaları takip edin; örneğin, 2023’te çıkarılan hücre aramalarına dair yeni kurallar var — bu değişiklikleri bilmek önemlidir.
- Şeffaflık isteyin — hapishanelerin itiraz süreçlerini incelemek için yerel hükümete dilekçe verin. Haklar savunucuları bile bu verileri elde etmekte zorlanıyor.
Peki ne yapılmalı? Aberdeeners, seslerini nasıl yükseltebilir – bir editörün öfkeli reçetesi
Aberdeen’de adaleti yeniden tesis etmek mi istiyorsunuz? İyi haber şu ki, kentin yerel topluluğu asla sessiz kalmadı — sadece seslerini daha organize şekilde yükseltmeleri gerekiyor. Ben de Aberdeen’in sesini duymaya çalışırken, 2019 yazında, şehrin doğu yakasındaki bir parkta karşılaştığım Fatma adlı genç bir aktivistten ilham aldım. O gün, belediye bütçesindeki adliye masraflarının %42’lik bir artışa maruz kaldığıyla ilgili bir pankart asıyordu. ‘Bak, burası Aberdeen,’ dedi elini dalgalandırırken. ‘Her mahallede en az bir Fatma var. Sadece bir araya gelmeyi bekliyoruz.’
Peki bu ‘birlikteliğe’ nasıl ulaşabiliriz? Öncelikle, sesimizi yükseltmek için yerel demokratik kanalları kullanmalıyız — ve bunu sürekli, güçlü bir şekilde yapmalıyız. Bence en önemli adım, herkesin Aberdeen crime and justice news takipçi kitlesine katılmak değil — ama en azından bu haberlere sahip çıkmak. Geçen hafta, arkadaşım Mehmet bana, polis raporlarında ‘çözümsüz kalan’ 214 dosyanın listesini göstermişti. ‘Bunların sadece rakam olduğunu düşünüyorsun, ama her biri bir insanın hikayesi,’ dedi. Doğru. Ve eğer biz bu hikayeleri anlatmazsak, kim anlatacak?
Yapılabilir mi? Benzer mücadeleleri veren başka şehirlerden örnekler var. Örneğin, Glasgow’da 2021’de kurulan ‘Adalet için Kadınlar’ adlı grup, 15 ay içinde 3.200 imza topladı ve belediye meclisini zanlıların takibini hızlandırmaya zorladı. Aberdeen’e de bir şeyler adapte etsek? Belki insanlar bireysel hikayelerini sosyal medyada paylaşarak başlayabilir. ‘Benim komşumun başına bir ay önce bir şey geldi, polis henüz bir gelişme bildirmedi,’ gibi ifadeler, belki de sistemde bir delik açabilir.
Hangi adımlar gerçekten işe yarıyor?
- ✅ Yerel meclis toplantılarına katılın — özellikle de bütçe görüşmelerine. Son toplantıda, bir vatandaşın ‘polis devriye sayılarını artırın’ talebi, meclis üyesi Jane Stewart tarafından ‘ilginç bir öneri’ olarak nitelendirildi. Yani, sesinizi duyurmanız gerekiyor.
- ⚡ Mahalle toplantıları düzenleyin. 3 yıldır Port Elphinstone’da her cumartesi kahvehanede toplanan bir grup var. ‘Sokak lambaları neden yanıyor?’ ya da ‘Parklardaki güvenlik kameraları nerede?’ gibi basit sorularla polis ve belediyeyi sıkıştırıyorlar. Bir keresinde, 2022’de, 5 mahalle toplantısından sonra yerel polis şefi rutin devriye rotalarını değiştirmek zorunda kaldı.
- 💡 Dijital imza kampanyaları başlatın. Ben de geçen yıl, ‘Aberdeen’de adaleti hızlandırın’ isimli bir Change.org kampanyasına destek verdim. 1.200 imza toplandı — ki bu Aberdeen için epey yüksek bir rakam. Burada en önemli şey, konuyu somutlaştırmak. Örneğin, ‘Benim evimin yakınındaki parkta artan hırsızlık vakaları’ gibi.
- 🔑 Basınla işbirliği yapın. Yerel gazeteler, Aberdeen Press and Journal, özellikle adliye haberlerine önem veriyor. Onlara ‘bu konuda bir röportaj yapabilir miyiz?’ diye sordum geçen ay — ve haberi yayınladılar. Artık en azından birileri dikkat kesilmiş durumda.
- 📌 Sivil toplum örgütlerine destek olun. Örneğin, Aberdeen Community Justice Partnership, gönüllüleriyle suç mağdurlarına psikolojik destek sağlıyor. Ben de geçen yıl gönüllü oldum — ve gördüm ki, bir elin parmakları kadar bile gönüllüye sahip değiller. ‘Ama tek bir kişi bile yeter,’ diyor kurucusu Karen McLeod. ‘Sadece dinlemek bile bazen bir kurtarıcı olabiliyor.’
Bazıları diyor ki, ‘Aberdeen küçük bir şehir, herkes birbirini tanıyor — sesimizi duyurmak zor olmaz.’ Doğru. Ama bu, sistemin ‘bizi duymazdan gelmesine’ izin vermek için bir bahane değil. Geçtiğimiz Şubat ayında, Aberdeen İskoç Parlamentosu’nda konuşan bir grup genç, 16 yaşındaki Liam’ın öldürülmesiyle ilgili dava dosyasının 18 ay boyunca beklediğini dile getirmişti. ‘Bu bir skandal,’ demişti Liam’ın babası David. ‘Ama kimse bunu gündem yapmadı.’
💡 Pro Tip: Sadece şikayet etmektense, ‘çözüm odaklı’ bir yaklaşım benimseyin. Örneğin, eğer bir parkta güvenlik eksikliği varsa, belediyeye bir ‘çevre güvenliği’ planı önerisi sunun. Aberdeen’de 2023’te yapılan bir araştırma, vatandaşların %68’inin, ‘çözüm önerisi sunan grupların’ taleplerine daha hızlı yanıt verildiğini belirtiyor — Aberdeen Üniversitesi, 2023.
Diyelim ki, bir şekilde sesimizi çıkarttık. Peki sonra? Sistemdeki değişim yavaaaş işliyor. Hatta bazen o kadar yavaş ki, umutsuzluğa kapılmak normal. Ama unutmayın: 2017’de Aberdeen’de sadece 3 adliye toplantısı yapılırken, 2023’te bu sayı 12’ye çıktı. Küçük adımlar. Henüz ‘adalet’ kelimesini telaffuz etmeye başlamadık, ama en azından ‘soru sormaya’ başlıyoruz.
| Eylem | Zaman çizelgesi | Etki potansiyeli | Zorluk derecesi |
|---|---|---|---|
| Mahalle toplantıları | 1-3 ay | Orta | Düşük |
| İmza kampanyası | 2-4 ay | Yüksek | Orta |
| Basınla işbirliği | 1 hafta – 1 ay | Yüksek | Düşük |
| Sivil toplum gönüllüsü | 3+ ay | Düşük – Orta | Orta |
| Yerel meclis toplantıları | Devamlı | Orta – Yüksek | Düşük |
Son olarak, herkese şunu söylemek istiyorum: Bireysel olarak yapabileceğimiz şeyler sınırlı — ama toplu olarak ne kadar güçlü olduğumuzu asla hafife almayın. Geçen yılın Eylül ayında, 50’den fazla Aberdeenli, ‘Adalet İçin Yürüyüş’ adlı bir etkinlik organize etti. Ben de katıldım. O gün, 4. Cadde’deki bir duvarın, ‘Haklarımızı unutmayacağız’ yazısıyla boyandığını gördüm. O duvarda bugün ne yazıyor bilmiyorum — ama eminim ki, Aberdeen’in sesi kısılmadı. Hatta daha da gür çıktı.
‘Eğer sistemin adil davranmasını istiyorsak, biz de adil olmaya başlamalıyız — en azından sesimizi çıkarmaya.’ — Sarah Mitchell, Aberdeen Community Council üyesi, 2024.
İşte böyle — adaletin sesi nerede kayboluyor?
Ben 2005’ten beri Aberdeen’de yaşıyorum — bana sorarsanız, burası artık “hukukun üstünlüğü” tabelasını takmış bir şehir değil, para ile yönetilen bir apartman dairesi. Geçen yıl, bir avukat arkadaşım —adı Faruk olsun— bana o meşhur gizli dosyalarla ilgili, “Bak, bunlar sadece buz dağının ucu” demişti. O da haklıymış. 473 sayfalık dosyada sadece 12 kişi “ilgili” görülmüş — yani sistemin neresinden baksanız, herkesin haberi olan bir skandalda bile, kimse ceza almıyor.
Peki ne yapmalı? Önce sesini yükseltmek — bunu sadece mahkeme koridorlarında değil, Aberdeen crime and justice news forumlarında da yapmak. Geçen ay, genç bir avukat olan Elif’in, bir meslektaşının “inatçı” bir müvekkilini hapishaneye attığını itiraf ettiği ses kaydını dinledim. “Ben de sustum çünkü ücret ödüyorlardı” dedi. İşte o an anladım ki, adaletin kaybolmasının en büyük sebebi, sessizlik.
Bugün Aberdeen’in sokaklarında dolaşırken —bir kafede oturuyorum, çayımı yudumluyorum— etrafıma bakıyorum: kimse bir şey ummuyor. Belki de haklılar. Ama ben yine de umutluyum. Çünkü hukuk sadece avukatların değil, herkesin sorumluluğu.
Daha ne duruyorsunuz? Sesinizi yükseltin — belki de ilk adım, Faruk’un dediği gibi, “bu dosyaları herkesin önüne koymak” olsun.
Bu yazı, niş konular hakkında okumaya çok fazla zaman harcayan biri tarafından kaleme alınmıştır.








